doğal halimle çıksam dışarı "Hayırdır Z.Bok kötü görünüyorsun nen var" deniliyor. Hayır kötü falan değilim dopdoğalım. çÇıkan kaşlarımla bir maymun kadar doğalım ben! 04 Temmuz 2009 Cumartesi
Doğal Yaşam Parkları
doğal halimle çıksam dışarı "Hayırdır Z.Bok kötü görünüyorsun nen var" deniliyor. Hayır kötü falan değilim dopdoğalım. çÇıkan kaşlarımla bir maymun kadar doğalım ben! 30 Haziran 2009 Salı
Ait
"Bir sabah" diye başlıyor satırlara hevesim
Biliyorum ki her uyuduğum yeni gece yeni sabahı gebe bırakacak kadar aç sevişmeye
Sonra bir sabah uyanıyorum.
Bir önceki gecenin aynısı sanki.
Toprak kokuyor ılık ılık heryer
Hiç bir düş kimseye erişmeme yetmiyor
Bu denli zavallı beden oturupta gece uyumadan evvel kimseyi de düşlemiyor
Sonra bir sabah uyanıyorum.
Canım bir kedi çizmek istiyor
Ama utanıyorum korkuyorum
Çekiniyor parmaklarım dokunmaya
Ya beceremezsem
Bir kedi çizemeyecek kadar beceriksizim işte diyor yeniden sabah
Yine uykulara daldıracak bu duygusuz bencil "ait olamamak"
26 Haziran 2009 Cuma
Öküzüm Lan ben !
gözüküyor. Azizim yalakamıyız neyiz. İletisinde bir tanesi yazmış gördüm bunu yaaa ölsem gam yerim hani. 25 Haziran 2009 Perşembe
Korkunun Var mı Ecele Faydası?
24 Haziran 2009 Çarşamba
Erkek Fahişesi

Aklıma takıldı şimdi hemen hemen bütün okuduğum kocaman yazarlar kitaplarının çoğunda bir fahişe takıntısı yaşamışlar.
19 Haziran 2009 Cuma
Erkek Sorunsalı

17 Haziran 2009 Çarşamba
Mektup
İstanbul'a geleli tam üç gün oldu. Üç gündür sana haber ulaştıramadığım için beni bağışlamanı dilerim. Niçin böyle davrandığımı sana açıklamak çok isterdim fakat yapamam. Yolculuğum pek fevkaladeydi. En arka koltuğun hemen bir sıra önünde koridor kısmında geldim. Bilirsin ben cam kenarını severim lakin kader böyle diye sesimi çıkarmadım.
Yolculuğum boyunca hemen arkamdaki adam sürekli horladı. İnanırmısın ki sesi boru gibiydi. Bütün gece dişlerimi gıcırdatıp gözlerimden yaş akmaması için avuçlarımı iyice sıktım.
Ahh şey nasılda unuttum. Şu görüştüğüm son asilzade Terminale beni uğurlamaya geldi. Benim içinde süpriz oldu, beklemiyordum açıkçası. Konuşacak hiç bir şey bulamadım yine herzamanki gibi. Adeta bir buz kütlesi gibi karşısında durdum. Süprizleri pek sevmeme rağmen çok heyecanlandığımda söylenemez. Neyse ki otobüsüm hemen hareket etti de pek bir şey konuşmak mecburiyetinde kalmadım.
İstanbulda bu üçüncü günüm. Bir ilk gün dışarı çıktım. İnanır mısın Beyoğlu aynı beyoğlu. Gitmedim ama muhakak gitsem aynı olduğunu anlardım. Cihangire gittik biraz dolaştık. Arnavut kaldırımların sana bizzat selamı var. Ayaklarını özlemişler. Ayrıca Deniz ve mehtapta seni sordu. Bilirsin işte..
Henüz yalnızca bir arkadaşımla görüşebildim. Tanırsın Şair Tolga. Çok uykusuz ve yorgun olduğum için görüşmede ne konuştuk hatırlamıyorum inan. Lakin Tolganın da sana selamı var.
Aziz dostum pek yakında döneceğimi bildirmek isterim. Şimdilik gözlerinden öperim beni soranlara iyi olduğumu bildirirsin.
Sevgiler
Z.bok İstanbul 2009
Hep böyle bir mektup yazmak istemiştim. İncelikten kopasıca bir mektup.
14 Haziran 2009 Pazar
A ciğerim söyle neyleyelim?
temizlenir, üzerine yapışmış beyaz duvar boyalarından arınır ve birazcıkta olsa insana benzemeye çalışır. Hemen akabinde çocuk Z. boku arar ve "Biz geliyoruz" der. Kimdir o biz. Kaç kişilerdir. Neden biz demiştir. Z. bok düşüncelere dalar biraz sinirlenir ama yine de sormayı red eder. 12 Haziran 2009 Cuma
Hey Bebek Hata Sende Değil Bende Demek
dedim sen istersen kal izle ben çıkıcam gördüğüm en iğrenç filmdi dedim çıktım. Çocukcağızın kalmak isteyen bakışları ile eldeki bulgur gerçeği arasında gidip giden süreçten sonra peşimden gelmesi ile sinama faslımız sona erdi. Girdik salak bir cafeye salak salak birbirrimizi keşfedicez.Aptal saptal bütün sorular arasında en beğendiğim ne tarz müzik dinlersin sorusuydu. Keza yıllardır bu soru bana sorulmamıştı. Yıllardır bu soruya cevabım hep değişiyordu.
1999
-Ne tarz müzik dinliyorsun?
-Pop
2003
-Ne tarz müzik dinliyorsun
-Rock - Metal Metallica falan işte
2006
-Ne tarz müzik dinliyorsun
-Gotik (dinlemiyorum ama çaktırma ismi güzel:P)
2008
-Ne tarz müzik dinliyorsun
-Cazz
Tarih 10 Haziran 2009 Zodyakta Bokuyla oynayan kız ve esas oğlan buluşmuşlardır.
Mekan: Bostanlıda bir cafe
-Ne tarz müzik dinliyorsun?
-Ne bilim her tarz işte
-Demet Akalın severmisin?
-Evet yani hııı
-Funda Arar?
- Allahım daha boş bir muhabbet seçseydin???? Evet evet dinlerim
Bir süre geçtikten sonra bu kendimi herşeye uyumlu yapan tavrımdan eser kalmayacağının farkına vardım. Sorulan soru ilişkilere bakış açısına gelince içimde ki deneye aç Bilim Adamı cırladı. Artık bu buluşma benim için bir buluşmadan öte bir deneydi. Denekim sorulacak bütün gereksiz soruları sormuştu. Artık dayanamayıp kahkahayı patlatıp "Ne yapcaz az sonra bir birimize eski sevgililerimizi mi anlatıcaz. Ayrıca ben Demet Akalın sevmem Funda Ararda Sevmem. Frank Sinatra severim ben Rosemary severim. Serdar Ortaç severim ben" diye carlamıştım. Sonra çenem bir açıldı pir açıldı. Msglaşmanın gereksiz olduğunu bana fazla msg atmaması gerektiğini. Her gün aranmaktan hoşlanmadığımı. Msnde konuşmaktan haz etmediğimi. Aptal saptal bütün ilişkiyi mahvedebilecek unsurları sevmediğimi hayal ettiğim ilişkiyi dolaylı yoldan anlattım. Ama bombayı patlattığımda ben bile kendime inanamamıştım.
Tarih 10 Haziran 2009 Yer Bostanlıda aptal bir cafe
Saatler 21:19u gösterirken
Z.bok- Küfür eder misin?
E. Oğlan- Hmm şey ehh kem küm
Z.bok- HAYIRRRR küfürden hiç haz etmem. Küfür eden insan eksik ve kişiliksiz bir insandır. Kesinlikle yanımda küfür edemezsin.
Pardon nasıl ya? Kendimi bir an aptal gibi hissettim. ama gerçekten normal hayatımda küfür bile etmiyorum ki ben:S Lakin blogla yüzleşince acı acı gerçek gözüme girdi.
Buluşma başarılıydı ama aşk var mı hayır yok. Bir türlü heyecanlanamıyorum. Aşık olduğum adam 10 dakka konuşunca benle aylarca mutlu olurdum. Ama şimdi kibar şahane bir erkek var aşık olamıyorum. Bu adaletsizliğin adalet anlayışını anlamıyorum:S
Ayrıca bir şeyi merak ediyorum. Bu üçüncü buluşmamız oldu. Dünde okey oynamaya gittik. Bu çocuk yakında benim elimi tutmak isteyecek değil mi? Yahu üç gündür tırsıyorum elimi tutacak diye. Hala tutturmadım. Ben unutmuşum ya cidden korkuyorum :S :(( tutmak isterse napim bende elini tutim mi? Bide ne zaman öpmeye çalışcak beni bu? Öpmek isterse yok derim ya. Off ya ne uyuz işler bunlar. Kalim ben yalnız daha rahattım:D
09 Haziran 2009 Salı
BEN UNUTMUŞUM ABİ BU İŞLERİ
İyice salaklaşmışım bu konuda ya. Oturdum öyle mal gibi suratımı astım oturdum resmen. Sıkıldım esnedim öffledim pöffledim. Sonunda çocuk buna rağmen benden hoşlandı. Numaralar alındı. Eve dönülür dönülmez msg atılmaya başlandı.
Msglaşmayıda unutmuşum. Ne msg geldiyse kısa kısa sıkıcı sıkıcı cümleler yazdım. Buna rağmen ikinci buluşma için sinemaya sözleşildi. Terminatör 4 çok romantiğim öff.
Çocuk birde inceki sormayın. Arabadan inerken kapıyı bana açıyor. Canım ailem dizisini sevdiğimi söyledim. Dizi başlarken arayıp bana haber veriyor. Hala iş yerinde olduğumu öğrenince bu saatte dönemezsin dizi bitsin izle dizini ben gelip seni eve bırakayım diyor. Allahtan daha ne istenir?
Ama gelin görün unutmuşum ya. Böyle ona buna öküz diye diye kocaman bir öküz oldum. Bir canavar yarattım kendimden. Oleeeyyyy! Akıl verin lan bana:D
07 Haziran 2009 Pazar
SERDAR ÇIKMAZI
05 Haziran 2009 Cuma
Kayb-ı Şer
Aziz dostlarım biz kadınlar ve erkekler bir şeyi benimseyip sevmeye görelim. Hemen bokunu çıkarmak için uğraşlarda bulunuyoruz.
Bir çoğumuz çevremizde ki yapışkan kimselerden dert yanıyordur muhakkak. Ve yine bir çoğumuz şahane ilişkileri olan insanlara gıptayla bakıyorlardır.
Peki ama Niçin?
Hiç düşündük mü niçin bu insanlar bize kök hücre misali yapışıyorlar?
Boşuna kafanızı yormayın ben sizin yerinize dün gece mehtaba bakıp uzun uzun düşündüm.
Çünkü; bizde birine yapışıyoruz aslında. Teoride gerçektende yapışıyoruz. Kişiye yapışıyoruz çünkü; kendimizi sadece sevdirmeye çalışıyoruz.
Bir kaç başarısız adımdan sonra vaz geçip çekip gitmemiz gerekirken biz ısrarla kalıp "beni daha nasıl sevebilir" diye plan ve projeler kuruyoruz.
Yani bize yapışan kimselerin yaptığı gibi. Başlangıçta bir zararı olmuyor elbette. Ama sonraları battı balık yan gider diyerek işin iyice suyunu çıkarmış oluyoruz.
Anlıyacağınız yaz geldi başladı. Ben Teoride de pratikte de yalnız kalmış bulunuyorum. Anlatacak çok şeyim var aslında ama içime bu saçma sapan konuya açıklık getirme inancı düştü.
Herkese mutlu birer yaz tatili geçirmesini diliyorum. ...
Z. Bok.
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Zodyakta Bokuyla Oynayan Kızın Çekmecesinden
Zodyakta Bokuyla Oynayan Kızın Çekmecesinden
Gitme-k
Ben gidiyorum
Yarın gece bu saatlerde olmayacağım hiç bir yerde
Bir hiçliğin uğruna içimde hiç bir iyi his olmadan gideceğim
Ardımda hiç göz kalmayacak, böylelikle göz de değmemiş olacak
Yarın akşam oynayacak olan diziyi de izleyemeyeceğim
Boyalarım duracak masanın üzerinde
Hiç bir şeyi çizmeyeceğim
Turuncu saksıda solacak çiçeğim
Onu ben önce tanrıya emanet,
Sonra ölüme mahkum ettim..
Ben bir sineğim
Merhaba sevgili
Ben kara bir sineğim
Ama öyle büyük kanatlarım yok benim
Küçücük bir sineğim
Gündüzleri uyuyan geceleri uykundan uyandıran, hoplatan
Bir sineğim vızır vızır avlunda dolaşan
Yediğin kap boşalınca etrafında tur atan
Minicik miniminnacık bir sineğim
Gündüzleri susan geceleri uykunun en tatlı yerinde bağıran, çıldırtan
Ama..şey,
Ben sanmıştım ki
Sende hoşnuttun bu oyundan
Ben etrafında pır pır döner dururken
Sen elinde gazeteyle benim peşime düşmüştün
Sanmıştım ki bulunca beni öpecektin
Güzel bir prensese çevirecektin
Karşı konulmaz ki kadere
Yeni bir şeker buluncaya dek
Kulağından uzaklaşacak sesim
Elveda… güle güle sevgilim
Bir arpa boy yol
Başka bir yolu daha olmalıydı
Eğer kaybolmasaydım ben
Belki kollarım yorulmasaydı ayaklarımı taşımaktan
Yürürdüm daha ileriye
Ama geriye dönüp bakınca
Bilirsin… bir arpa boy yol işte…
Neye değer neye değmez hiç bilmiyorum ki
Ben senin gibi kocamanda değilim
Hiç büyük bir sevdam olmadı şu yaşıma dek
Birkaç tane yanlışım oldu
Onlarda kaç doğrum varsa sildi süpürdü işte
İstedim seni dilimi ısırır gibi
Hemde öyle ucuz şiirlerde saplanıp kalmış sözler gibi değilde
İşte senin gibi kocaman istedim seni
Kolayca da vazgeçtim
Ama söyler misin bana, başka ne yapabilirdim?
Yada söyleme sus.. yine can yakar senin o kalıpsız cümlelerin
Sadece kurmak için kuruyorsun ya
Sadece kırmak için kurulu cümleler
Ama ne yapabilirdim ki başka
Yorgun biri nasıl duyar çalar saatin hışırtısını söylermisin
Aman yok yada söyleme
Senin cümlelerin çok gerçek oluyor bazen
Bazen ise gerçekten acımasız
Biliyorum
Ve biliyorsun
Başka bir yolu daha olmalıydı
Eğer bulmasaydın sen
Belki bu kadar kocaman olmasaydın
Yada nereden bileyim işte gözünde bu kadar minik, miniminnacık kalmasaydım
Yürürdük işte… işte öyle…
Ama geriye dönüp bir baksana
Bir arpa boy yol işte
Ne baştan başlayabilirsin ne devam edebilirsin yürümeye
İsterdim
Görüyorum seni her gün yeni güneşle beraber
Kapalı sanıyorsun gözlerim
Kapatıyorum sana gözlerimi
Ama duyuyorum
Ölü gibi sessizliğini
İçimde bir istasyon var sanki
Sürekli el sallıyor birilerine
Ne olurdu eklenmesen bir yenisine
Hiçbir veda bu kadar koymamıştı sanki
Üstelik sen gitmiyorsun
Tam karşımda duruyorsun
İstesem parmak uçlarımla bulabilirim seni
Ama kaybetmek ne demek, okumuştum daha evvel
Hiçbir veda bu kadar acıtmamıştı beni
Sana binlerce seviyorum getirmek isterdim
Binlerce kez dokunmak isterdim sert yüzüne
Yıllarca tanıyormuşum gibi baktığım yüzün bir yabancı sanki şimdi
Bir yabancının kuru selamına değiyor kalp atışlarım
Gitmek ağırlık çöktürüyor adımlarıma, kalıyorum.
Adam
Ben büyüdüm adam
Senin gibi geçmişten suçlular çıkarıp asmıyorum artık
Aramıyorum bilemediğim soruların cevaplarını senin sesinde
Kendi kendime yetiyor koca dünyayı kucaklamak bana
Bende değişiyorum
Aynı sokağında oturan mavi önlüklü oğlan gibi
Gün geçtikçe serpilip büyüyor değil mi
Boyu boyunu aşar pek yakında
Dili pabuç kadar olur muhakkak
Bir bakmışsın ki topu atmış bir köşeye, bir kızla konuşuyor bir ağaç dibinde
Ben büyüdüm be adam
Artık sana boş sorular sormuyorum
Gerektiğinden fazla konuşmak kulaklarımı yoruyor artık
Bir uçurtma ardından en fazla üç saniye bakakalıyorum
Aynı saksında ki çiçek gibi
Gün geçtikçe yaprakları dökülüyor öyle değil mi?
Yanında filizlenen yeni dallara meydan okurcasına sararırken tutup koparıyorsun
Ayıklıyorsun ayrık otu misali
Bir bakmışsın kökünden kurumuş, solmuş çiçek
Minicik bir dalı çekmek yetecekmiş demek
Kadın
Ben unutmam dediğim herkesi unuttum
Ağlamam dediğim her şeye ağladım
Güldüremez dediğime kahkaha attım
Bir daha sevemem dediğimde cayır cayır yandım
Ben kaldım gitmek istediğimde
Gittiğimde geriye de baktım
Dilimin ucunda dediğim hiçbir şey aklıma gelmedi
Açıkçası dönüp de aramadım
Benim son dediğim hep başlangıç oldu
Başlar dediğim hiç başlamadı
Sever dediklerim sıktı boğazımı
Sıkar dediklerim mahremim oldu
Şimdi avutmayalım sözlerle birbimizi
Biz “biz” olamadık o vakitten beri
Sen kafama taş attın benim kafam acıdı
Kanadı, kan aktı aklım karıştı
Nazar
Üç kere nazar değdi bana
Birinde gözüm kör oldu
Göremedim bir daha seni
Ötekisinde dilim kavruldu
Ses edemedim sesine
Sonuncusunda olan sana oldu
Yüreğin buz gibi nehire döndü gemilerim için
Şimdi kırk bir kere maşallah deseler kaç yazar
Ve ben kaçar gençler hepciğiniz iyi bakın kendinize teker teker.
24 Mayıs 2009 Pazar
Ben Bunları Hiç Kimseye Anlatmadım
zamanlar annem yanımızda olsaydı Minenin annesiyle kanka olurdu. Evlerine her gitmek istediğimizde ben gitmeyince bir şeyler sezerdi. Nasılsa o da hayatının bir döneminde istemediği bir adam tarafından mıncıklanmış olmalıydı. Ne demek olduğunu muhakkak bilirdi. Ben ısrarla gitmek istemeyince sıkıştırırdı beni. Bende korkup anlatıverirdim durumu. O zaman belki büyüyünce erkeklerden bu kadar tiksinmezdim. 21 Mayıs 2009 Perşembe
Göreceli Namus
Hemen sarıldık telefona Yeliz hanımla güzel bir konuşma yaşadık. İlk konuşma gayet başarılı. Daha sonra firmanın ismini söyledi. Castor Millenicom firması. Ahaaa dedik hemen koşalım. Firma iyi ve kaliteli bir kere call senterında bile çalışmaya razıyız. Ne bilim giderken en kötü ihtimalle kredi hesaplarız falan diyoruz. ilanı size yazıyorum.

Şirketimizde 1200TL maaş ile Lise, üniversite mezunu bay-bayan danışmanlar alınacaktır. (Pazarlama değildir)
Pazarlama değildir deyince iyice bir heyecanlandım. Özenle CV hazırladık. CV yi biraz kabarttık süsledik püsledik. Bizde haliyle süslendik püslendik gittik Alsancağa.
Şirket travesti sokağında bir pasajda. Çelik dış kapı açıldığında içeri uzanan uzun bir koridor var. Biraz dar ama 4 sandalye barındırabilecek şekilde. Sandelyeler dizilmiş bir kaç insan 1045 sistemi hakkında eğitim görüyor. Kapıyı Yeliz hanım olduğunu sandığım şişman, sarı saçlı bir kadın açtı. İçeride ki eğitimi görünce biraz daha heyecanlandık. Acaba alınır mıyız alınmaz mıyız falan. Sistemide bildiğimizden kafamda kendimi beğendirmek için cümleler kurmaya başladım. Uzun koridor sonunda çift taraftan açılan kapıdan küçük bir sigara odasına girdik. Odada bizim gibi eleman adayı 2 genç daha mevcut. Önce merhaba kendini tanıtma faslından sonra elimize uyduruktan hazırlanmış bir ön bilgi formu verdiler. Formu doldurduk. İş ile ilgili detayları anlatacak biraz asabi Uğur bey konuşmaya başladı.
Arkadaşlar dedi. Önce Telekomun özelleşip 1045 sisteminin ne olduğunu bize anlattı. Derken bize işi anlatmaya başladı. Sahada çalışacaksınız dedi. Saha dedim kalakaldım. Dediki adam "Sahada 1045 uygulamasına müşteriler bulacaksınız. Gördüğünüz gibi ofisimiz çok küçük, ofiste durmanıza bile gerek kalmayacak. Bulduğunuz her üyenin danışmanı olacaksınız" dedi. "Ofiste durmayacaksak nasıl danışmanları olacağız, o halde bize şirket hattı vereceksiniz" dedim. Adam yanında ki daha genççe olan Kaan beye baktı. Kaan bey bize dönerek kalkmış tek kaşımı yumuşatırcasına "Kişisel telefonlarınızı kullanacaksınız" dedi. "O halde dedim maaşı nasıl alacağız bulduğumuz her kişiden pirim alacağız bu durumda yalnızca" dedim. Kaan bey yine bizi salak zannettiği bakışlarıyla "Evet, pirim alacaksınız. Telefon konusunda endişeniz olmasın size aveadan kontörlü telefon alır, durumu çözeriz" dedi. "İnsanların duygularını sömürüyorsunuz, kandırıyorsunuz. Gazete ilanında yazdığınız şeylerle şu an bahsettiklerinizin uzaktan yakından alakası yok. Bu hiç etik bir davranış değil. İş ahlakına çok aykırı" dedim. O kadar çok sinirlendim ki. Çıkarken uzun koridorda eğitim alan kişilere baktım 17-20 yaşında çocuklar.
Castor millenicom firmasının bayiiliğini almış üç beş gerizekalının kendini çakal zannedip insanların vakitlerini, inançlarını çalmaktan dolandırmaktan başka hiç bir şey değil bu. Hiç sevmediğim bir durum. Hakkımı asla ezdirmem. Hemen avukat arkadaşımı aradım durumu anlattım. Sağolsun bilgilendirip yönlendirdi beni. Ama dedi çok heveslenme istediğin kadar iyi bir çözüm alamazsın dedi. Castor millenicom firmasının müşteri hizmetlerini arayıp durumu anlattım. Oradan şikayet edebileceğim bir mail adresine yönlendirdiler uzun ve güzel izaah ettiğime inandığım bir mail yolladım.
İnsanlar ekonomik kriz yüzünden yoksul insanları keriz yerine koymuyorlar mı cidden iğrenç bir şey. Cidden cehheneme gitmelerini dilerim. Bu iş ahlakana falan uymaz. Bu işler bu kadar bayağı yöntemlerle ilerlememeli ya. En azından ilanda o kadar pohpohlayıp benim zamanımı inancımı çalmamaları gerekirdi. Benim gibi bir çok insanında öyle. Durumun çirkinliğine vakıf olamamış insanlar boşyere orada çalışıp bu çirkinliğe göz yumacaklar birde.
Derken gazetede palyaço için bir ilan gördük. Aman la nolcak geyik olur diye ilandaki numarayı aradık. İnanmazsanız numarayı vereyim size sizde arayın sizede aynısını söylesinler. Lisede falan yaptığım bir işti. Geçici çalışırsın peşin paranı alırsın gidersin. Telefonda konuştuğum kadın 2 haftalık bir palyaço eğitimine gireceğimizi söyledi. Hayretler içerisinde kaldım ya ne eğitimi? 2 hafta eğitimli bir palyaçonun yanında palyaço kostumu ile staj görülecek. Olaya bak sen ya 2 hafta akabinde eğer iş gelirse biz sizi arayacağız diyecekler. 2 hafta bedava palyaço. İnsanlar nasıl bu kadar duygusuz, ahmak olabilir anlamıyorum. Keşke bunları şikayet edebileceğim bir yer olsaydı. Yada cidden bu sömürülmelerin bir cezası olsaydı. Yazık değil mi o öğrenciler bu tip işlerden harçlıklarını çıkarıyorlar ya. Ay çok sinir oldum.
20 Mayıs 2009 Çarşamba
İntihar etme dıııttt Ayıp
Hiç bir şey için ölmeye değmez?

Ölmek kötü bir şey mi ki nerden biliyorsun. Belki ölünce addaya gidicem ben. Belki bu hayat cidden çok kötüdür ölünce daha güzel bir şey vardır. Belki yok olacaksın hiç olmayacaksın. Hayır hiç bir şey için ölmeye değmez lafında neden bu kadar eminsin? Kaç kez öldün ki kardeşim. Yaşadığın hayatı biliyorsun yaşadığın hayat neye değiyor.
Bilmem kaç küsür sene ailen için yaşıyorsun. Daha sonra evlenip çocuk yapıp bir daha ailen için yaşıyorsun. Nankör çocukların seni ya huzur evine tıkıyor yada başka bir şey yapıyorlar. Alabildiğine borcun oluyor. Bir herifi/kadını seviyorsun, sevdiğin oralı olmuyor. Falan filan.
Sonra altta bir yorum hiç bir şey için ölmeye değmez. Hayır nerden biliyorsun belki değer? Denemeden nerden bileceksin. İntihar etme karşıtı değilim. Destekliyorum. Bütün genç okuyucularım intihar ediniz. (Ciddiye alma intihara sebebiyetten içeri girmeyeyim birde). Et ya bişi olmaz!
Ha birde "intihar etmek zayıflıktır" bu kadar salakça söz duymadım ben. Adam kendi yaşamından feragat etmek istemiş, etmiş. Şimdi sen böyle ulvi bir adama nasıl zayıf dersin. Adam bildiği bir şeyi değil bilmediği bir şeyi seçmiş. Büyük cesaret!
Ama buna şey diyorlar, neydi ya o hahh "İntihar etmek korkaklıktır" evet kabul ediyorum, başta yusuf yusuf olabilir. Gazı açıcan boğazın yanacak öleceğini hissetmeye başlayacaksın. Sonra ailenin üzüldüğü falan aklına gelecek. Bir daha hiç yaşamayacağın falan gelecek aklına. Ama sonra gözünü bir açmışsın a-a-a- yepyeni bir dünya. Şahaneee huriler nuriler ohh misss.
Soran olursa günah işlememek için kendimi öldürdüm dersin miss gibi sana bonusss sevap.
Evet intihar etme ve edilmenin arkasındayım. İntihar edin. Ederken duygularınızı yazın. Herkese iyi yolculuklar dilerim.
En etkili yöntemler.
Bilekler yatay değil dikey kesilirse,
Gaz açılırsa,
Bakır teli ıslat prize sok
Yüksek binadan atlama
Yüksek doz uyuşturucu
Kendini asmak
Kafaya sıkmak
V.s. v.s.
Ama cam kırıkları yöntemi en acısız en güzeliymiş öyle diyorlar. Bilim adamı abi bu diyorsa biliyordur.
Şiirde Serpiştireyim
Koridor boyu mermilere karşı durmuştuk
Ta ki düne dek
Dün geceye dek
Sana ölme demiştim ya hani zamanın birinde
Sen o zamanlar atın üzerinde ejderhalarla dövüşüyordun
Ben de bir kule perisini esir almış seni düşlüyordum
Ölme dedim sana, beni de öldürme dedim
Masallarda ille biri ölmeli dedin
Ölmesin dedim ormanda kaybolan ceylan bile
Atsın istedim kalbi
Ses çıkarsın mahallende ki kedi
Solmasın saksında çiçek
Yolum düşecekti eşiğinden öte
Berisinde kaldım kalbinin giremedim
Sende zaten istemedin
Güçlü olabilirdik satırlarda
Ta ki düne dek
Dün akşamüstüne dek
Sana gülme demiştim ya hani zamanın birinde
Sen o zamanlar yanımda gülümseyen bir adamdın
Ben de kalbi senden savruk tutmaya çalışan biri
Eşiğinden geçen
Kapından geçen
Kalbinden geçen herhangi biri
18 Mayıs 2009 Pazartesi
Sana Seviyorum
Yaz ayı geldi ya yalnızlık tam benlik şimdi. Yazın erkeklerden bin kat daha soğuyorum. Giyinmeyi bilmiyorlar v.s. v.s..
Şu V yaka tshirtleri hangi gerizekalı icat etmiş çok merak ediyorum. Hiç bir erkeğe V yaka tshirt yakışmıyor. Ama yazın bok varmış gibide bütün erkekler bir V yakamı çekeyim bir tur atayım diyorlar. Benim favorim elbette polo yakalar. Yaşlanıyor muyum nedir? 
Neyse haa şeyden bahsediyordum. Yazın aşk olayı. Çocukkendi be o. Yazlıkta biriyle tanışırdık falan. Şimdi yazın hiç çekemem ben sevgili aşk meşk olayını. Yazın erkeklerden cidden soğuyorum. Feminist damarlarım kabarıyor. Sanki düşman kalesiymiş gibi kuşanıyorum. Yazın hiç sevmiyorum erkekleri. Babama bile tahammül edemiyorum.
Asıl konumuz Z.Bokun mevsimsel erkeklere bakışı değil tabikide. Asıl konumuz "Bir kadının bir erkeğe açılması"
Zira günümüze dek erkeklerin kadınlara açılması hep normal gelmiştir. Bir kadının erkeğe açılmasıda artık gayet normaldir. Ki bende bu görüşten yanayım. Yani bir erkek mecbur mu ilişkiye start vermeye. Ki eğer mecbursa ilişkinin bitiş düdüğünüde pek ala çalabilme hakkına sahiptir.
Ben ise kadınların erkeklere açıldığı bir düzende yaşamak istiyorum. Kadınlar erkekleri dışarı çıkmaya davet etsin. Hesapları kadınlar ödesin. Zor olan o ilk konuşmayı kadınlar yapsın.
Biz kadınlar geleneksel olarak erkeklere umut vermeye bayılan cinsleriz. Sevelim sevmeyelim bütün erkeklerin bize aşık olduklarını zannederiz. Umut ederiz, isteriz, evet canı gönülden isteriz bunu.
5 kadından 3ü en yakın erkek arkadaşlarının kendilerine aşık olduğunu zannederler mesela. İstatistik yapmadım ama yapsam kesin böyle bir sonuç çıkardı.
Kadınlar sezgileri ile yaşayan enteresan yaratıklardır. İlk büyük sezgileri "kesinlikle benden hoşlanıyor" sezgisidir. Muhakak kadın yanılmaz. Bir kişiden hoşlanıyorsa o kişide kendisinden hoşlanıyordur. Yanılmaz ama kendini her daim onaylatmak ister. En yakın arkadaşlıklar burda devreye girer. Ama bazen en yakın arkadaşlar insana kafa karışıklığı yaratır.
Bu günkü hayat dersi programımızda Zulal ile Ayşe'nin ilginç öyküsüne tanık olacağız. Zulal ile Ayşe ilkokuldan beri arkadaşlardır. Zulal ayran gönüllüdür. Ayşe ise içten pazarlıkçıdır. Zulal yine bir erkeği gözüne kestirir ve erkekle ilgili hayaller kurmaya başlar. Ayşe ise kankasının erkek bulmasına tahammül edemez. Bakalım olaylar ne şekilde gelişir.
1. Hafta
Z-Kızz sence şevki benden hoşlanıyormu
A-Yanılmam kızım ben kesinlikle hoşlanıyor
2. Hafta
Z- Şevkiii bana baktı Ayşeeeee
A-Ayy aman bırak şunu Zulal geçende baktı ama anca bakıyor başka bir olayı yok
3. Hafta
Z- Ayy ne bilim Ayşe anlamadım ki hoşlanıp hoşlanmadığını
A- Yaa kızım hoşlanan adam gelir açılır napcan sen mi açılcan bence unut sen bu işi
Veee 1 ay geçer
Z-Bence benden hiç hoşlanmıyor
A- Saçmaaalamaaa kesinlikle senden hoşlanıyor. Kızım açılsana şuna
Bu saçma sapan muhabbet kızlar arasında döner. arkadaşlar bazen yanlış gözlemcilerdir. Gözlemle dersin gözlemler. Bir hoşlanıyor bir hoşlanmıyor kafa karıştırır. Ama gerçek şudurki arkadaş ne derse desin, bizce herif bizden hoşlanıyorsa nokta konmuştur. Kesinlikle hoşlanıyordur.
Kızlar gidin erkeklere açılın erkeğin açılmasını beklemeyin. Bu şarkıda benden bütün açılmak üzre olan insanlara armağan olsun.
17 Mayıs 2009 Pazar
Ölümsüzlük
Geçiyor sonra acısı
Yeniden başlıyorsun kaldığın yerden
Gülümsüyorsun, güldürüyorsun
Sonra bir bakmışsın A-a-a kahkaha atıveriyorsun
Büyüyorsun böyle böyle
Mahallendeki kedi büyüyor
Saksıda çiçek büyüyor
Sulamayınca soluveriyor
En fazla üzülüyorsun
Bir kaçtane de keşke yapışıyor diline
Kurtulabilirsen keşkelerden ne ala
Ama kurtulamazsan delirtiyor pekala
Herkes ölebilir
Bir babana yakıştıramazsın ölümü
O ölümsüz bir adamdır satırların için
Düşüncesi bile korkunçken şiirde yazamazsın
Birde sen ölme
Sen sakın ölme
Herkes ölebilir evet
Ama sen ölürsen…
Boşver kelimeleri bulamıyorum.. yazamıyorum
Ölme işte sen
(Evet evet bir şiir daha yazmak istedim yazdım )
15 Mayıs 2009 Cuma
Kayb-ı Veda
İçim sızlıyor
Hani kesilse elin
Olurda düşersen yanar ya dizin
Bu yaştan sonra düşmem ben sevdalara
Bu yaştan önce düştüm mü sanki?
Neyi sevdim ki öyle büyük kocaman
Görüyorum seni sakin kayığına binip uzaklaşırken
Kesiyorsun selamı sabahı
İncinmiyorum sanma ama...
İçim sızlıyor...
Ah kesilmeye görsün elin
Aynı onda sızladığı gibi
Olmasaydın kararsız sende
Bir kararın olsaydı
Kararında sevseydin beni
Yahut karar verip gitseydin
Ben bu yaştan sonra kalamamki böyle kararsız
Bu yaştan önce kaldım mı ki?
Söyle şimdi bana kararını... Ama bir dakika
Ben senden vazgeçtim ki,
Nicedir görüyorum seni, halini hatrını
Yüzün kuzeyime düşüyor, ayaklarım güneyde
Nicedir kuruyorum bir cümle "bu yaştan sonra.." diye
Bu yaştan önce neydim ki ben?
Şiir yazmak istedim yazdım yanına birde resim yaptım valla billa:P.
12 Mayıs 2009 Salı
Mutlu olmanı Diliyorum
Sen rüzgar ol
Artık seni istemiyorum
Nerde olursan ol
Ben kelebek olmak istiyorum
Ama sen eşek ol
Artık kuyruğuna konmak istemiyorum



