Bloguma notumu yazayımda sonra öldüğümü sanmasın kimse. Bir yer var gittiğim adı İstanbul olmasına İstanbul ama gittiğim zat-i muhterem yerde internet denen zımbırtı yok. Cepten ms'e bağlanıyorsun geri kalanı hayal gücüne kalıyor.
İstanbul'a gittim dönerim.
Dükkan şimdilik kapalı.
Bana iyi yolculuklar size güzel bloglu günler dilerim.
ZODYAKTA BOKUYLA OYNAYAN KIZ :p
21 Nisan 2008 Pazartesi
Şehir Dışına Gittim Dönecem!
19 Nisan 2008 Cumartesi
Nasıl Yani?
İnsan garip bir varlık. Hastalıklı ve alabildiğine salak. İlk doğduğu andan itibaren hebele hübele konuşmaya başlayınca standart soruları ortaya çıkıyor.
17 Nisan 2008 Perşembe
TEDAŞ GURURLA SUNAR
Ev hanımı olunmaz Ev hanımı doğulur
16 Nisan 2008 Çarşamba
Benden Peri Meri Olmaz (mış)
Pek yakında şehir dışına çıkacağım için uzun zamandır evdeyim (aslında bahaneye gerek yok iş bulamıyorum) Bunu bilen komşum 7 yaşındaki çocuğunu bana bırakıp adliyeye gidiyor. Ama bana göre gezmeye gidiyor. Bu yedi yaşındaki embesil İremcikle pasta yapıyoruz. Çok bilmiş gerizekalı bir çocuk. (zira çocuklardan sayesinde bol miktarda nefret ediyorum)
14 Nisan 2008 Pazartesi
Arayan Mevlayı mı Belayı mı?
Google Analytics harika bir şey. İlk başlarda hevesle kimler bloguma ne diye gelmişler derken sonraları gülmek için girdiğim şimdi ise insanların ciddi manada toplumsal sorunları olduğuna emin olmamı sağlayan otturubotti bir şey.
13 Nisan 2008 Pazar
Tek Kişilik
Tek kişilik bir koltuğa gömüldün.
Ismarladığın yemek tek kişilikti.
Sipariş ettiğin yatak.
Aldığın sinema bileti,
Sevişmen bile tek kişilikti
Hıyar mıyım ben?
Bende tek kişilik severim dedim.
Tek kişi sevdim...
Sonra
Gözünü açıp sessiz bir güne başlıyorsun,
...
Sonra,
Ben uyanıyorum
Güneş perdelerden sızıp halıyı ısıtıyor.
Ufak adımlarla banyoya gidiyorum
Hala sarhoşum biraz
Yüzüme bakınca aynada
Gözümü kırpınca
Yada yüzümü yıkayınca...
Hala beni seviyor olduğunu bilmek
İçimi ısıtıyor
Sonra,
Uyanıyorum...
Derin bir çığlıkta kaybolmuşum gibi geliyor
Kendi kendime gülüyorum...:)
Don Juan De Marco
Dün Alsancaktan vapurla karşıya geçiyoruz. Hal derman kalmamış üstte koltuklara yığılmış akşam devam ettiren sıcak havanın tadını çıkarmaktayız ki (olan oldu)
11 Nisan 2008 Cuma
İzmir'e Borç
Oldum olası kendimi bildim bileli İzmir'den gitme isteğim vardır. Hep başka bir şehirde yaşayacağım umuduyla bunca sene İzmir'de yaşamışlığım v.s. v.s.
Gündem Konusu "Erkekler ve Halleri"
Ay ben bu erkek neslinden bıktım usandım. Sabah babam işe gidiyor. Akşam gelirken ne getireyim diye soruyor. Ona liste hazırlamışım yanına vermişim. Kapıyı kapıyorum kolay gelsin diyorum. Doğru uçar adımlarla uykuma kaldığım yerden devam edeceğim.
10 Nisan 2008 Perşembe
Taşındık
Kalp bomboş, yankılanıyor
Nerede nerede diye
Oysa farkında değil ki
Taşındık artık geçmişten geleceğe
09 Nisan 2008 Çarşamba
Göreceli bir "Şey" Anlam
08 Nisan 2008 Salı
Valla Üzüldüm
Bir Galatasaraylı olarak öncelikle Fenerbahçeyi kutlamak isterim cidden harika oynadılar. Belki Uğuru ilk başta oynatsalardı sonuç böyle olmayabilirdi. Uğur hızlı çocuktu sonuçta Wederson Uğura göre çok yavaş kalıyordu. Ve Semih maç boyunca delirdim ya anında Kezman girmeli Semih çıkmalıydı. Hatta Semih maça sonradan dahil olmalıydı. Chelseali oyuncular cidden dev gibiydi ona rağmen o minicik Gökhan tazı gibi oynadı ya onuda ayakta alkışladım. Fenerbahçenin hakkıydı yarı final Chelsea çok berbat ve çok sert oynamasına ramen çok iyi oyun çıkardı Fenerbahçe.
Hoş 12 milyon doları indiregandi yapıp seneye transferlerle altüst edecek olmamalarına sevinmiş olsamda Liver ile Fenerin maçını izleyecek olmama çok inanmıştım.
Ve son dakika Drogba çirkefliği ile karşılaşınca dünyanın heryerinde futbola pislik buaştığınıda öğrenmiş oldum. Volkan hala gözümde bir tane ve harika o karamboldeki golleri yemese adama aşık olacağım sanırım. (Bana göre Türkiyenin en iyi kalecisi her ne kadar Tolga, Serdar desede bence Volkan seviyorum adamın tarzını ya :P)
Olsun be ben içten Fenerlileri kutluyorum güzel maçlar izlettiler Sevilla, İstanbulda Chelseayi zehir zembelek deli etmeleri:)) harikaydı bence..
Dansa Davet
Bu gün bahar temizliği esnasında eski resimler gözüme ilişti. Ufak bir doğum günü partisi düzenlenmiş. Sanırım orta okul dönemleri. Kızkıza evin içine toplanılmış ev süslenilmiş akabinde üzerimize iki beden büyük gelen süslü kıyafetler giyilmiş. Çok hoş ve komik bir görüntü.
Ben hatırlıyorum sanırım. Şişe çevirmece oynayıp kola ve pasta yeme gibi tuhaf partiler verirdik.
Hiç bir eğlencesi yokmuş gibi görünsede daha çok eğlenilen masumane partiler. Ve pastanın yanına eşlik eden her defasında pastayla ne gibi bir ilişkisi olduğunu düşündüğüm kısır.
Çikolatalı kocaman pastanın yanında bulgurdan bozma maruldan dolma kısır:).
Bu sene doğum günü partisi yapmaktan vaz geçtim. O tabloyu görünce güzel bir barda eğleniyor olma fikri her nedense içime bir türlü sinmedi.
Evin içinde yapılmış alakasız makyajlar, mustafa sandal kasetiyle dans etmeler. Ve meşhur mezdeke kaseti. Sanırım hala duruyor olması gerek.
Bir mana yükleyemediysemde gözüme her nedense daha eğlenceli geldi.
Ve akşam saat altı olunca herkesin dağılması.
Harika bir doğum günü partisi.
Şimdi gözümde büyük bir barda kutlanılan partinin hiç bir ehemmiyeti kalmadı.
Ben bu sene temmuz ayında evde kız kıza güzel bir parti verip kız kıza dansa davet oynamak istiyorum.
:) partime herkes davetli akşam altı olunca bal kabağına dönüşüp ayakkabılarınızı merdivende bırakma şartıyla.
Ve prens aramayın babam var kral gibi:)
eyy çocukluk özlemişim senin o yırtık masumiyetini!
07 Nisan 2008 Pazartesi
Erkeği Anlamaya çalışma! Erkeğe anlat anlarsın:)
Erkekleri anlamıyorum ben ya! Anlamak istesemde denesemde yok!!! anlamıyorum. Biri sizden hoşlanıyor herşekilde belli ediyor, herşey harika gibi. Tam olabilir mi diyorsunuz veee. Bazen o çok yakışıklı harika adam kendi çapında bir öküz oluyor. Sizinde elinizde patlayan onu düşündüğünüz boşa geçen zaman. Bence boşa geçen zaman ya!
Karşı taraf yalancı salak ve parazitse siz onu seviyorsanızda o geçen süreç bomboş bir süreç.
Ben formulu buldum ama. Bu hoşlandığımız kişiyi tabu oynamaya götürmek. Geçen günlerde bir çocukcağız benden hoşlanıyordu. Ama görün dersiniz ki kızım saf mısın biçilmiş kaftan. Erkek kişisinde herşey mevcut. Mevki, tip, cömertlik v.s. v.s.. Yani mazoşizim yanlısı değilsek ilk görüşte vuvvv denilebilecek bir erkek.
Bizde hadi dedik tabu oynamaya gidelim. Kalktık gittik (gitmez olaydık).
Gezdik gördük Neler öğrendik?:
Erkek kişisi tam bir ÖKÜZ!
Tabu benim bildiğim keyif veren hoş bir oyundur. Oyunu kızıştırmak için takımlar kendi aralarında iddialaşadabilirler. Bende biraz kızışsın diye iddialı oynayalım dedim ve espirisine eğer biz kazanırsak ben bilmem nereden bilmem ne renk elbiseyi isterim dedim. El cevap: yavvvv oynamamıza ne gerek var basarım parayı alırım. Aklımdan geçen düşünce: Al yavrum al birde üstüne giy ben hiç elbiseli ÖKÜZ görmemiştim görmüş olurum.
Ve oyun başlar!
Arkadaşım ile senelerdir birbirimizi tanıdığımız için artık oyunda önde olmamız kaçınılmazdı. Karşı takım biraz fazla hırslandığı için sinirleri bozuldu. Karşı tarafa gelen kelime "zapt etmek" anlatan öküzcüğümüz. Yola çıktığı anlatım şekli ablukaya almak. Ve süre dolar kelime anlatılamaz. Arkadaşım kelimeyi görür "keşke gülşenin şarkısı deseydin kikikih" der.
Küçük öküzün içindeki ayı canlanır kartları etrafa saçar "pas pas pas ulannnn pass" diye bağırır (ki yemin ederim ben böylesini görmemiştim gördüm)
Kızcağız korkar ve geriye çekilir "ben ben.. ne dedim ki.." demeye çabalar.
İçindeki ayıya hakim olamayan öküzcük hızını alamayak "ben gülşen dinlememmmm ben gülşen sevmem" diye hömkürür. O an ben şoka girerim. (gülşen gelip görse korkup albüm yapmazdı inanın)
Arkadaşım cidden korkmaya başlar ve mekan terkedilir. Oysa oynanan oyun masum bir tabudur. En fazla kaybeden takım hesabı ödeyecek, kazanan takımda ohhh nasıl yendik hahayyytt diyecekti.
Fakat ben bir öküzle tanışmanın ve bana gösterdiği güç gösterisinin altında ezilerek(!) İnsanların ciddi manada sorunları mı var demeye başladım.
Derler ki; bir insanı yemek masasında en iyi tanırsınız.
Ben taktik değiştiriyorum bir insanı tanıyacaksam önce tabuya götürüp insan mı diye bakarım.
Sonra aşık oluyorsam Saklambaç oynar ilişkinin gidişatı nasıl olacak diye anlarım.
Ve altın vuruşu kör ebe oynayıp ayrılınca beni bulabilir mi acaba diye anlarım.
Ama .... günümüz tuhaf gençliği ile her daim tabu oyununda sıkışıp kalıp bir sonra ki oyunlara geçemeyeceğim inancı git gide hakim olmaya başladı.:(
Yoldan çıkaran Yanlış Numaralar
Korkularımı bir sandığa doldurup yola çıkmaya hazırlanıyordum. İnsan yaşayıp hayatı dilindeki dikenlerle yaladıktan sonra, bakıyor ki hayata batan hiç bir unsur söz konusu değil. Oysa dilinde ki dikenler dökülüp öksüz kalınca dil, alabildiğine kaşınmaya ve hayatın her acı yönünü yalamak için can atmaya başladığını farkediyor. Ve her dil darbesinde o ölesiye acı.
06 Nisan 2008 Pazar
Evrensel Sorun "Erkek"
Adam ile başlayan o büyük aşk bitti. Üzülmüyorum yeni bir şey öğrendim dünyanın neresine giderseniz gidin, neresinden bir "erkek" gelirse gelsin. Erkek bildiğimiz erkektir.
04 Nisan 2008 Cuma
Hazırlık
En ince iplikti görünürlerde bir yerde.
Kopmaya hep meraklı ayak izleri.
Hep gidişleri severdi kendileri.
Bir gün gidemeyeceğini öğrenecek.
O gün çok üzülecekti.
İşte alelade bir sabah yeşerdi tomurcukları dalında.
Mana yükleyemedi ve yükleyemezdi anlamını aramadığı hayatta.
Bir sabah aşık oldu.
Artık karanlıktan kurtulmuştu.
Biliyordu ve hissediyordu.
İçinde ki çocukca güdüyle delice seviyordu.
Oysa en güzeli karanlık şiirleriydi.
Ama her karanlığa gömülüşünde ayak izleri onu takip ediyordu.
İşte bu hummalı gidişleri durdurmak için adım attı.
Artık istemediği burun kıvırdığı aşk kapısına ilişmişti.
Peki ama kapıyı açmak korkutuyor muydu onu?
Her kapı açışında deli cesareti büyüyordu taşıyordu içinden.
Ama kapıyı kapamak zor geliyordu.
Öyle zor bir sızıya dönüşüyordu ki.
Artık tarif edecek ne gücü ne kelimesi
Hiç bir şey kalmamıştı.
İşte bu yüzden kapıyı açmak,
Aynı kapıyı kapamaktan daha zordu.
Bu sefer kapıyı kapatacak ne gücü ne hali vardı.
Ve yinede sorgusuzca açıldı kapılar.
Biraz ürkek, çokca heyecanlı
Hoşgeldin dedi.
Gelen hoş gelmişti
Ama onun derdi gelenin hoş gitmesiydi.
Her gelen hoş geliyor
Ama kıra kıra gidiyordu.
Bu bağışıklık kazandığı gidişlerden farklı bir gidiş yaşarsa.
İşte o zaman olursa adı aşk.
Bu onu daha incitmez miydi?
Yoksa bütün bu düşünceler
Çıkmaz sokakların çıktığı bir yola mı eşitti.
Hem buda ne demekti.
Yeterince saçmalıyordu zaten.
Henüz işleri varken
Henüz yeni toparlanmışken
Ve ya alabildiğine dağılmışken
Aşkta nereden çıkmıştı.
Aşk bu dedi kendi kendine
Bir bilen boşa mı diyordu
Sen peşinden gitme o bir gün gelir bulur seni.
Sonra dediki
Tüm ayrık otlardan arınmışken kalp
Hazır artık yeniden çarpmaya
28 Mart 2008 Cuma
Osuruğa Gülenin Osuruk Kadar Aklı Yoktur
Adam ile messengerda yazışıyoruz. Yazışırken şakır şakır ingilizce dökülüyorum. Konu zaten neden konuşamadığımız. Ama anlatamıyorum ağzında sakız var gibi konuşuyorsun ben bir şey anlamıyorum diyemiyorum.



